10 Kasım 2011 Perşembe

Pembe

Daha kısa evlerden müteşekkil daha küçük bir kasabada, birbirine zarar vermeyen insanlarla beraber mutlu bir hayat istiyorum.
Sonbahar yaprakları birikmiş bahçesinde beyaz boyalı salıncağı sessizce sallanan bir ev.. Dinlemeyi seven bir çınarım olsun, öğüt veren bir de söğütüm. Bak yine sahiplenme kelimeleri dökülüyor ağzımdan. Hayır, ben onların olayım, onlar benim olmasın. İstedikleri hayatı özgürce yaşasınlar, asla bir saksıya koymam onları. O küçük dünyamızda hepimize yetecek kadar toprak olacak nasılsa. Bahçemde hep meyvesiz, faydasiz bitkiler yetiştirmek isterim bir de. Hiç kimseye en ufak bir faydası olmayan, başka dünyalarda olsa kökünü kazımak isteyecekleri bitkiler.. Sadece ve yalnizca ben olmak isterim orada, bir de gözleriyle gülen komşularım olsun. Birbirimizin çöplerine bile şefkatle bakalım. Teknolji kelimesi en büyük hakaret olsun, uzak olsun. Irmak olsun, balıklar olsun.. Sabahken sabah gibi, akşamken akşam gibi olsun. Kimse kimseyi delice sevmesin. Herkes akıllı uslu olsun. Ya da aslında herkes deli olsun. O da olur. Ama herkes derdini de sevincini de sadece ağaçlara söylesin.. Zamanı ölçmeden tartmadan, az ya da çok demeden yaşayalım ölelim.. Kuşlarla uyuyup kuşlarla uyanalım.. Kimsenin sesi kimseden yüksek çıkmasın..
Bütün işlerimi en ufak ayrıntısına kadar emek vererek kendim yapmak istiyorum bir de. İnsan emek vermediği birşeye ümit beslememeli çünkü. Hiçkimse için istemeden bir şey yapmak zorunda olmayayım, kimse bana lutfetmesin, ya da hatır diye bir olgu yokmuş olsun meğerse.. Herkes şarkı söyler gibi mutlu ve kolay yapsın günlük işlerini, kimse keyifsizken şarkı söylemek istemez ki..
Mutluluk kelime olarak değil bir duygu olarak var olsun istiyorum. Kelimeler olmadan anlaşabilelim. Gözlerimizle sevip gözlerimizle gülelim. Kimseye dokunmayalım. Ağaçlara sarılalım. Salıncakta uyuyalım... Havada hep sevdiğimiz kokular...

Şimdilik istediklerim bu kadar..

Hiç yorum yok: