13 Aralık 2009 Pazar

aynı yine

Yürüsem, üzülsem, bakınsam
sürüsem kalbimi, yerine taş takınsam
azaltsam düşünmeyi
-durdursam nehirleri, çevirsem
aynı şey-
seni..

Kanım sulasa patikamı
volta atıp gidip gele-aynı yine
izlerim silse baharı
ezsem geçsem umutları
hep aynı, çatlatıp, kan, tohum çanağını
taşlaşmış toprağı
işte filiz
sen.

Silsem yerden gökten
hatıratı söküp her kıyıdan köşeden
kaplasam, arıtsam "sen,yoksun!" la
sahilde, barakada, iskelede
kırda bayırda çayırda
yok ki
doğan her şey-aynı yine
sen..

Korkarım işe yaramayacak
vara bakıp yoku çizmek
olmasa da ne yapayım
ben artık
aynı yine
sen..

6 Aralık 2009 Pazar

Karmaşık duygular içerisindeyim be ağbi..

Hayat kısa kalan pek çok şey gibi.. Heyecanla gözden geçiriyorsun ve film o kadar kısa ki hemen başa sarıyor. Yumruk gibi. İki mideye bi surata çalışıyor. Hani geçmiş? Hani gelecek? Yok. Çok yetersiz, çok zavallı.
Herkes ne kadar da değerli. Güzel olmasan da sevilecek çok şeyin var diymi. Herkes haklı. Çalan çalarken, öldüren öldürürken. Ben de ölüyorum ve işte ben de haklıyım. Ölmekten başka ne işe yarar şu hayat. J Dedi ya bir büyük insan, bu dünyaya yaşamaya geldik derler, yanılıyorlar, bu dünyaya ölmeye geldik..
Yok yok. Kısa anlar olsa da uç uca eklenmeli hayat. Uzayıp gitmeli, hani küçücük bi kağıt parçasını öyle bi kesersiniz ki metrelerce uzunlukta bi şerit oluşur.. İşte öyle bir şey..
Her an yeniden yaratılış hali mevcut bilirsin. Bu da bir lütuftur, küllerinden doğmak için. Her an yanarsan her an doğarsın.. Ateş günahı temizler, yanmak kalbi pir ü pak eyler, yanmak, küllerini savurmak, ömrü bir rüzgâra dağıtmak, dünyayı aşkla tütsülemek, ruhu uçurmak kuşlar gibi, kuşları imrendirmek haline..Güneşe selam vermek, bulutlarla halvet olmak.. Hayatı an içinde an yaşar gibi, hani şu patruşkaları var ya Rusların, içinden bi küçüğü, bi küçüğü daha çıkan, işte onlar gibi uzun uzun yaşamak da var aslında..
Ve beklemek.. Bir şeyi bekler ya herkes. Kıpırdamadan, nefes almadan. Aslında kıpırdasa bi nefes uzağındadır.. Bilmez kimse. Kiminin beklediği çok uzaktır, belki de imkânsız gelir, ama belki oluru vardır, belki de bir kez dönüp baksa, bir kez dualarında istese, gel dese, affetse, özür dilese, gülümsese, karar verse, niyet etse, ilk adımı atsa.. Koşa koşa gelecektir, kim bilir..
Anılar..Anılar birleşse gelse, yağsa üstüne gözyaşları, yıksa beklemeleri, gözlemeleri, özlemeleri. Çözülse örülmüş her ne varsa.. İncecik ipliğiyle bize yaşanmamış anlar çekip getirse..
Ve bir şey söyleyeyim mi;
Kendiyle kalmayı ister dakikalar da. Yalnız bırakılmayı. Nasıl dersin, işte çok mutlu anların vardır ya, mesela deliler gibi sevdiğin ama uzaklarda olan birinin sesini yan odada duyuverirsin.. Kalbin boşluktaymış gibi çırpınıverir bir an. Bütün hücrelerin renkle dolar. İşte sen zaman ve mekandan ayrılıp o sesle havada asılı kalırsın bir an.Ve dakikalar kendi kedine kalır o zaman..
Hiç bırakmadın mı dakikaları kendi haline? O zaman nasıl hayattan beklenmedik güzellikler umar ki insan.




Ne demişti Teoman abi; Bu mektup da olmadı, kelimeler toparlanmadı.. İşte şimdi çöpe gidiyor..