8 Eylül 2011 Perşembe

Tektipleşmeye protesto

Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii ni ziyaret etme imkanınız oldu mu bilmiyorum. Standart dışı oldukça orjinal bir camii, 800 yıllık ve sütunlarının tamamı, minberi mihrabı tavanı herşeyi ahşap. Evdeki tahta kaşıkların bir senede kendinden geçtiğini düşünürsek büyük ağırlıkla ahşaptan müteşekkil bu camii onca depreme, neme, ısıya rağmen 800 yıldır nasıl sapasağlam ayakta gerçekten hayrete şayan. Ecdad emek vermiş, ruhunu katmış. Severek Hak rızası için yapılan her şey apayrı bir anlam kazanıyor, bereketli ve uzun ömürlü oluyor demek ki.
Bu tür kalıcı ve muhteşem eserlerde en çok dikkatimi çeken şey şu ki, hiçbir motif birbirini taklid etmiyor. Sütunların şekli bile farklı birbirinden, kaldı ki çini motifleri, tavan işlemeleri, ahşap ve taş oymalar ve daha pek çok ince ayrıntıda bunu mükemmel bir şekilde farkediyorum. Hepsine tek tek el değmiş, göz nuru dökülmüş kafa yorulmuş. Böyle olduğu zaman işte sevilir, ruh katılır, işte o zaman meydana gelen eser fayda verir insanlara. Ve böyle uzun yıllar sapasağlam yapana hayır dualar okutur.
Şu zamanda ise revaçta olanın el değmeden üretilmiş ürünler olduğu malum. Sanki el değmeyince değen şeyler ellerden daha mübarek. Her şey paketli, her şey tek tip. Fabrikasyon, soğuk, sanatsız, şifasız. Moda da buna destek olan en büyük unsur. Giyim vedahi hayat tarzlarımız aynileştiriliyor. Hem de ne ile, kültürümüze ve inancımıza tamamen uzak ve aykırı toplumlar ile. Dayatılan tek bir güzel algısına ulaşmak için neler yapılıyor.
Halbu ki "güzel" i kalıplara ve sınırlara sığdırmaya çalışmak oldukça sığ bir zihniyetin ürünü. Buna mukabil bizim kültürümüz gerçek güzele ulaşmak için önce kendi bakışlarını güzelleştirmeyi öğütler. Neticenin çok daha sağlıklı olacağı herkesçe malum.
Bize, sekiz yüz yıl sonraki torunlarına böyle eserlerle pek çok ibretler bırakan güzel ecdadımızı hakkıyla yadedebilir miyiz bilmiyorum. İnşaallah onların hayal ettikleri gibi güzel bir nesil olup biz de evlatlarımıza böyle güzellikler bırakabiliriz.
Vesselam.
Burada Eşrefoğlu Camiinin üç boyutlu görüntüsünü bulabilirsiniz;
http://www.3dmekanlar.com/tr/esrefoglu-camii.html

4 Eylül 2011 Pazar

Misafir


Bayramlık ağzımla yazacağım şimdi:) Bayram süresince özellikle son günlerde o kadar çok gezdik ki insan Yaratan'ın azametine hayran kalıyor..Fotoğraf köyümüze ait..

Dünya bir misafirhane ve bizler de misafirleriz yanlızca, belki birkaç gün bazılarına göre ise sadece bir ağaç gölgesi, gölgelenip yola devam ettiğimiz..Misafir umduğunu değil bulduğunu yer diye bir söz söylemiş atalarımız. Ne kadar da doğru söylemiş, ama gel gör ki bunu az bulsan da kanaat et diye söylemiş. Halbuki biz bu kısacık misafirlik için ne ikramlarla karşı karşıyayız! Nice hayvanat, nebatat, cemadat, bütün bir kainat ev sahibimiz tarafından sadece bizler için özenle hazırlanmış..

O halde övgüye ve teşekküre en layık olan o keremi ihsanı bol olan değil midir? İnsanın bunca ikram karşısında nası teşekkür edeceğini bilememesi vaki değil midir?