Koku.
Acı.
İzler.
Tırnaklar, çizikler. Koku.
Tırnaklar, çizikler. Yaralar. Patlamalar. Olacak şey mi?
Ben sevmediğimde beni sevmeliler mi. Bazen sevmediğin biri tarafından sevilmek acı verici oluyor. Umurumda. Çünki acımasız değilim. Ama bir insan kendini sevmeyen birini sevmemeli. Bunu anlamak çok mu zor. Gönül işi falan değil bu. Düpedüz akılsızlık. Körlük. Sevgini kime yönlendireceğini seçebilirsin bebeğim. Emin ol yapabilirsin.
Öksürük.
Dumansız hava sahası.
Daha konforlu bir hayat lazım. Malzeme lazım boş adamlara. Renkler uyum ve ahenk vardır onların dünyasında. Moda diye bir şey mesela. Bakma sen. Sen eldekilerle kanaat ordusu kurmaya bak. Daha fazlasını hiç isteme. Dünya seninle güzel. Ukba seninle güzel. Beni isteme. Temiz olsun, örtsün yeter senin için. Çünkü sen güzel olansın. Ben seni örtemem. Sen beni örtemezsin. Başkası görsün istemeyiz halbuki gösterişsiz, örtülü olmalı, hicap duyulası. Ama o iş öyle olmuyormuş. Riyakârlar riyakârlara düşmüyormuş. Ya da düşüyormuş da riyadan gerçeği göremez mi olmuşuz. Ne fark eder. Her halükarda ben sana göre değilim. Bende bir hal var.. Ki o hal pek iyiye işaret değil. Her sabah gözlerimi açtığımda kabre girmiş gibi oluyorum tekrar tekrar. Sen sanırsın ki gömülmüşüm bir keresinde kazara ve o anı yeniden yaşıyorum. Ölüm bu kadar ensemdeyken, başa çıkamam bu kadar şeyle. Ne zaman konsantre olacak olsam telaş dolu dünyama, soğuk soğuk üflüyor arkamdan bir nefes. Buz gibi oluyor içim, bunca koşturma niye?
Reklamlar.
Ve gelir en bomba kısmında biter değimli. Hayat da böyle işte. Tek farkla, yeni bölüm yok. Sorry, bütçe yetmedi, reytinginiz de fazla olmadığından bu hayat burada sona erdi. Nokta. Küt diye gitti değil mi. Yapayalnız kaldın o çukurun içinde, elin yüzün toprak doldu. Soğuk ve karanlık. Belki biraz da nemli.. Yarına yetiştireceğin işler, hastaların, yarın görüşeceğin müşteriler, yarın özür dilemeyi düşündüğün arkadaş, yarın almayı düşündüğün imzalar. Nerde? Peki, bu gün yaptıkların? Bu gün tahsil ettiğin faturalar, borçlar, senetler, banka hesabındaki paraların? Dün ve öncesinde yaptığın saçma sapan ihmalkarlıkların. Sen unuttun ama bir unutmayan var. Ve terazi keskin. Ve hesap çetin.
Karanlık.
Ve aydınlık.
Ve izler.
Geçmiş izlerle hatırlanır. İz bırakmayanlar ise sadece ilmi ve kudreti sonsuz olanın hafızasında mevcuttur.
Ve tırnaklar. Çalışma işaretidir, bir çeşit sembol.
Ve öksürük, soğuk rüzgarın bağra vura vura yaptığıdır.
Ve koku. Karanlık ve soğukken toprağın altında. Hele ki nem de varsa.
Ve çizikler, gün saymaktır.
Ve patlamalar amansız bir korkunun eseri; göğüs göğse dövüşmeye yüreği olmayanların tutumu.
Ve acı, olmamasını umduğum ama olması muhtemel olan.
Ve sen, seni sevmeme rağmen beni seveceksen. Ben seni örtemezken sen bana kucak açacak, olanca mümbitliğinle yeşerteceksen. Belki seveceğimi bekleyeceksen. Ve armağan ettiğin bir iz ise bana silinmeyecek. Bekle o zaman filmin koptuğu yere, teslim olduğum ana dek. Acı seninle olacak. Ama kanaat tüm kapıları açar. Sahip olduğundan fazlasını istememeye devam edersen. Belki bir riyakara hak kazanabilirsin. Belki sen de bir riyakarsın. Belki yerin altı üstünden daha cömert olur ikimiz için de.
Ve acı-tatlı son.
Nihayet.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder